COP31 daha başlamadan organizasyonun en önemli siyasi vitrinlerinden biri için katılım alarmı veriliyor.
COP31 daha başlamadan organizasyonun en önemli siyasi vitrinlerinden biri için katılım alarmı veriliyor.
5–8 Ekim tarihlerinde Fiji ve Tuvalu’da gerçekleştirilecek Pre-COP programının en iddialı bölümlerinden biri, dünya liderlerinin Pasifik’e getirilmesi ve iklim krizinin etkilerini sahada görmelerinin sağlanmasıydı.
Ancak son günlerde peş peşe gelen açıklamalar, bu planın beklendiği kadar kolay ilerlemediğini gösteriyor.
PIF: Diplomatik temasları artıracağız
8 Ağustos’ta yayımlanan habere göre Pacific Islands Forum Genel Sekreteri Baron Waqa, dünya liderlerinin Pre-COP’a katılımının henüz kesinleşmediğini ortaya koydu.
Waqa, bölgedeki dışişleri bakanlarının davet edilen ülkelerin toplantıda üst düzey şekilde temsil edilmesini sağlamak amacıyla diplomatik girişimlerini yoğunlaştıracağını açıkladı.
Bu açıklama önemli.
Çünkü birkaç gün öncesine kadar Avustralya basınında yer alan “Pre-COP dünya liderlerini çekmekte zorlanıyor” iddiaları daha çok diplomatik kulis olarak değerlendiriliyordu.
Şimdi ise Pasifik’in en önemli bölgesel kuruluşunun genel sekreterinin bizzat “katılım için diplomatik girişimlerin artırılacağını” açıklaması, tartışmayı başka bir noktaya taşıdı.
Fiji Başbakanı da sinyal vermişti
Katılım konusundaki soru işaretlerinin ilk güçlü işareti Fiji Başbakanı Sitiveni Rabuka’dan geldi.
Rabuka, 6 Ağustos’ta yaptığı açıklamada dünya liderlerinin Pasifik’e gelmesini istediklerini belirtirken bazı liderlerin toplantıya katılamayacağını söyledi.
Fiji hükümeti özellikle liderlerin Tuvalu’ya giderek deniz seviyesindeki yükselme ve iklim krizinin ada ülkeleri üzerindeki etkilerini doğrudan görmesini istiyor.
Pasifik ülkeleri açısından bu ziyaret yalnızca sembolik değil.
Tuvalu, küresel iklim diplomasisinde deniz seviyesindeki yükselmenin sonuçlarını en görünür şekilde yaşayan ülkelerden biri olarak öne çıkıyor.
Penny Wong’a doğrudan soruldu
Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong da aynı hafta Fiji’de düzenlenen basın toplantısında tartışmanın merkezindeydi.
Wong’a, Avustralya’nın dünya liderlerini Fiji ve Tuvalu’daki toplantılara getirmekte zorlanıp zorlanmadığı doğrudan soruldu.
Avustralya Dışişleri Bakanı herhangi bir katılım listesi veya sayı açıklamadı.
Bunun yerine liderleri Pasifik’e gelmeye teşvik etmeye devam edeceklerini söyledi.
Bu yanıt da katılım listesinin henüz istenilen seviyede kesinleşmediği yönündeki tartışmaları sona erdirmedi.
Büyük plan: Liderleri Tuvalu’ya götürmek
Avustralya’nın resmî COP31 planında ise hedef oldukça iddialı.
5–8 Ekim’de Fiji’de gerçekleştirilecek Pre-COP kapsamında dünya liderlerinin Pasifik’e gelmesi ve Tuvalu’da özel bir liderler etkinliğine katılması öngörülüyor.
Amaç, liderlerin iklim krizinin Pasifik ada ülkeleri üzerindeki etkilerini doğrudan görmeleri.
Bu etkinlik aynı zamanda Avustralya’nın COP31 müzakere liderliğinin en önemli siyasi vitrinlerinden biri olarak görülüyor.
Bu nedenle Pasifik dışından gelecek liderlerin sayısı yalnızca protokol açısından değil, Avustralya’nın COP31 öncesindeki diplomatik gücü açısından da önem taşıyor.
Üç açıklama, tek soru
Son bir haftada ortaya çıkan tablo dikkat çekici:
Önce Avustralya basınında lider katılımının düşük kaldığı iddiaları ortaya çıktı.
Ardından Fiji Başbakanı Rabuka bazı liderlerin gelemeyeceğini söyledi.
Şimdi ise PIF Genel Sekreteri Baron Waqa, lider katılımını güçlendirmek için diplomatik temasların artırılacağını açıkladı.
Bütün bu gelişmeler tek bir soruyu gündeme getiriyor:
COP31 öncesinde Pasifik’in dünyaya vermek istediği güçlü siyasi mesaj, beklenen lider katılımını bulabilecek mi?
Yanıt, önümüzdeki haftalarda açıklanacak katılım listelerinde ortaya çıkacak.
Ancak şimdiden görünen şu:
Antalya’daki COP31 başlamadan önce zirvenin ilk ciddi diplomatik sınavı Fiji ve Tuvalu’da verilecek.
Kaynak: Sivil Toplum Haber
