1,5°C Mål
1.5°C Hedefi Fiilen Aşıldı mı? Bilim Ne Diyor?
Bir buçuk derece hedefine yönelik mevcut yolun tükenip tükenmediği konusu, uzmanların sunduğu bulgular ışığında kritik bir aşamadadır. Güncel ölçümler bu sınırın geçilmek üzere olduğunu işaret etmektedir. Sıcaklık artışı, Paris Anlaşması’nın kalbinde yer alır ve Birleşmiş Milletler’in verileri bu durumu kanıtlar niteliktedir. Bu rakam sadece bir amaç değil, ekosistemlerin korunması adına aşılması zor bir limittir. Son on iki ay içinde bu çizgiye çok yaklaşılmış, hatta bazı dönemlerde kısa süreliğine geride bırakılmıştır. Gerçek şu ki sınır artık uzak değildir.
1.5°C Hedefi Nedir?
Bu 1.5 derece, Paris Anlaşması’nda işaret edilen sınır, sanayiden önceki yıllara göre küresel sıcaklığın ne kadar artmaması gerektiğini gösterir. Bilim insanları bunu, doğal dengelerin yıkılmaması adına önemli bir çizgi olarak tanımlar. Sıcaklık burayı aşarsa, pek çok yaşam biçimi ciddi tehlikede kalır.
Neden 1.5 Derece?
Kırılma noktalarına ulaşıldığında iklim sistemini tersine çevrilemez biçimde
etkileyebilecek süreçlerin başlayacağı öngörülmektedir. Yarım derece fazla bile, 1.5°C yerine 2°C’ye çıkıldığında – buzullar hızla erirken kuraklık bölgeleri genişleyebilmektedir. Bir buçuk derece sıcaklık artışıyla mercan kayalıklarının yetmişiyle doksanı arası zarar görürken, iki dereceye varıldığında bu durum neredeyse tamamına yayılmaktadır. Bazı insanların yaşadığı aşırı sıcaklar, sıcaklığın 2°C artmasıyla çok daha sert hâle gelmektedir. Bu durumda etkilenen kişi sayısı, 1.5°C artışa kıyasla neredeyse iki buçuk katına çıkmaktadır. Yazın buzla kaplı olmayan bir Kuzey Buz Denizi, sıcaklık 1.5 dereceye ulaşırsa yüz yılda bir kez görülebilir; iki dereceye çıkıldığında ise bu olayın her on senede bir yaşanması
beklenmektedir.
Bilimsel Ölçümler
Bilim insanları uzun süredir iklimin değiştiğinin farkındadır. Son ölçümler, sıcaklıkların ne kadar yükseldiğini göstermektedir. Bu artış büyük oranda fabrikalar ve araçlardan kaynaklanmaktadır. Özellikle son yüzyılda yoğunlaşan bu süreç, doğrudan etki yaratmıştır. Ölçüm sonuçlarına göre fark artık oldukça belirgindir. Sıcaklık değerleri öncekilere göre net şekilde farklıdır. İnsanların ürettiği gazlar burada kilit rol oynamaktadır. Gözlemlenen değişim yalnızca doğal döngülerle açıklanamaz. Veriler aynı zamanda geçtiğimiz on yıllara kıyasla sürecin hızlandığını ortaya koymaktadır.
Artış miktarı yaklaşık olarak 1.1 ila 1.2 derece arasındadır ve temel raporlar bunu teyit etmektedir. Kaynaklarda bu rakamlar defalarca kontrol edilmiştir.
Emisyon Durumu
Karbonun bittiği yerde sıcaklığın artışı durmamaktadır. Bugünlerde dünyada salınan karbondioksit, yaklaşık kırk milyar ton her yıl bu havuzda hızlı bir azalmaya neden olmaktadır. 1.5 derece sınırını korumak için elimizdekilerin yeterli olmayacağı görülmektedir. Kullanılabilir oran muhtemelen er ya da geç sıfıra inecek olup uzmanlar bunun 2030’dan önce gerçekleşebileceğini söylemektedir. Zaman daralırken sayım devam etmektedir. Bazı aylarda, özellikle 2023 ile 2024 arasında, dünya genelinde ölçülen ısı değeri kısa süreli olarak 1.5 dereceyi geçmiş durumdadır. Oysa uzmanlar böyle bir durumdan bahsederken yirmi yıl boyunca süregelen ortalamayı baz almaktadırlar.
Mevcut Veriler
Gelecekteki hava olayları analiz edilirken, Dünya Meteoroloji Örgütü ile Avrupa Birliği’nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi, 2023’ün şimdiye kadar ki en sıcak yılı olduğunu doğrulamıştır. Yayınlanan bilgiler, ocak 2024 verilerine dayanmaktadır. Son on iki ayda dünya geneli ortalama sıcaklıklar, sanayiden önceki dönemlere kıyasla 1.52°C fazla çıkmıştır. Yani ilk defa kısa vadede 1.5°C eşiğinin üzerine çıkılmıştır. Yirmi senenin ortalaması kilit nokta olsa da 12 ay bile dikkat çekici ipuçları sunmaktadır. Gidişata bakıldığında sıcaklık artışı beklentilerin oldukça önünde ilerlemektedir. Bu arada IPCC’nin çizdiği tabloya göre, bugünkü kurallar değişmezse sınır 2030’a kadar geride kalacaktır.
Emisyon Boşluğu ve Ekonomi
Küresel salınımlar azalmak yerine artış eğilimindedir. Halbuki 2030’a dek bu değerlerin %43 gerilemesi gerektiği hesaplanmaktadır. Şu anda yürürlükte olan kurallar altında, yüzyıl sonunda dünya sıcaklığının yaklaşık 2.5°C ile 2.9°C yükselmesi beklenmektedir. Bu durum Birleşmiş Milletler’in çevre kolu tarafından hazırlanan raporda açıkça ortaya konmaktadır. Ekonominin dengesi, 1.5 derece sınırının geride kalması halinde ciddi sarsıntı yaşayacaktır. 2024 verilerine dayalı finansal hesaplamalar, doğal afetlerin küresel gelire yıllık maliyetinin milyarlarca dolara ulaştığını göstermektedir. Sıcaklık iki derece daha tırmanırsa, GSYİH’ın onda birinden fazlasını kaybetmek söz konusudur.
Müdahale ve Uyum Süreçleri
Bilim insanları 1.5°C sınırının teknik olarak erişilebilir olabileceğini düşünse de politika alanındaki hareketlilik buna yetmemektedir. Bu yol haritasına bağlı kalmak için karbon temizleme yöntemleri daha hızlı ilerlemelidir. Yoksullaşmış bölgelerde iklim desteği artarsa küresel dengenin korunması mümkün olabilir. Enerji sistemlerini
değiştirmek gelecek nesiller için bir zorunluluk haline gelmiştir. Sanayide yapılan düzenlemeler yalnızca doğayı korumakla kalmaz, aynı zamanda ekonominin dayanıklılığını da belirler.
Sonuç
Bazıları 1.5°C sınırının çoktan geçildiğini düşünse de bilimsel olarak bu noktaya henüz tam anlamıyla gelinmemiştir. Her sıcaklık artışı felaketleri daha da kötüleştirmekte, doğa zayıflamakta ve ekonomik süreçler aksamaktadır. Yönetimlerin bilimle hareket ederek gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakıp bırakmayacağı sorusu, günümüzdeki karar yapılarının temel sorumluluğudur.
